|
BAŞKA HAYATLAR VAR DİLİMİN UCUNDA
Hiçbir doğumun geç olmadığı gibi hiçbir ölüm de erken değil: bir gün bir yerlerde hep birileri çekilir
hayattan ve her gün her yerde herkes katılır hayata.
Başka hayatlar var dilimin ucunda: her ölümle başlayan yeni bir diriliş, her zorlukla gelen kolaylık gibi.
Bugün elimde ay vardı yarın yeniden güneş olacak ve ertesi gün tekrar dönecek Merkür üçüncü evime ve bugün
dudaklarımda buğulanıp çıkan nefes tekrar girecek içime…
Her evren en büyük olduğu genişlemede yeniden bir noktadır artık…
Hiç tanımadığım bir yolcu, trenin penceresinden süratle geçen mekana bakarak zamanın akışını
sorguladığım bir sıra “bugün dündür ve sen yarındasın hala” demişti, bir gün
kendi kendine…
O gün dündü gerçekten ve ben hayallere kapılmıştım zaman-mekan sorgulamasında: Tren hızlandıkça
zamanın ne kadar yavaş olduğunu görüyor ve mutlak bir hızda zamanın olamayacağını
düşünüyordum o sıra. Mutlak hızın ise tek koşulu zamansızlıktı; yani bugün dün olmalı
ve yarın hiç olmamalıydı…
Kendime ait tüm gözlerimse sadece gelecekten geçmişe bir bakış kıymetindeydi; her şeyi oluş
ve bitişlerine bakıp fark etmek ve o halleriyle anlamaya çalışmak yani kişi ne düşünürse düşünsün
sadece geçmişi görüyordu…
Oldu ve bitti…
Hazmı ne kadar zor gelse de olan da biten de hepteydi; hep burada ve şimdide…
Başka hayatlar var bu yüzden dilimin ucunda: her hamlesi farklı oynanmış oyunlar ve her hamleyle yeniden
başlayan hayatlardı bunlar…
Küçükken tüm hayatımın, ahiret sorgulamasında bir yeniden hatırlamadan ibaret olduğunu düşünürdüm…
Sorular biriktirdim:
1.Mekan bölünebilir mi? Evet, bunun için bir vehim yeter: sınırlandırma vehmi. Tüm eşya bir mekanla tasvir
edilebilir; elma ağaçtadır, başkası tabakta, bazısı dolapta. Tekrar sorarım: Mekan bölünebilir
mi? Şurayla burası aslında biraz yukardan bakınca aynı mekan değil miydi… Ben Ankara’daydım
O Aydın’da: Başkaları için ikimizde Anadolu’daydık ve O’nun için hepimiz dünyadaydık…
2. Hiçbir şey için birden çok mekan yoktur. Bir elma ya sepettedir ya ağaçta ya da başka bir yerde… Elmalar
hep başka başka yerlerde duruyor, ya elma… elmanın kendisi nerede?
Zamanı böler insan, başlangıçlar, süreklilikler ve bitişler icat eder durmadan: prehistorik insanlık,
cilalı taş devri, erken Rönesans, yeni çağ, cilalı imaj devri…
Tüm dilimler zamanın aslına aittir: tüm zamanlar zamanın kendisidir, tüm elmalar da elmanın kendisi ve
hepsi mekanın kendisi olan mekan gibi bölünürler durmadan…
Her zaman başkaları için hep aynı zamandır…
Bir yere gideceksem genelde gecikirim; geç kalmak nedir? Olunması gereken yerde olunması gereken zamanda olamamaktır:
bu neden yadırganır? Olmayan herhangi bir şeyden, herhangi birisi sorumlu tutulabilir mi? Kanatlı atların
olmamasıyla, olunması gereken yerde olunması gereken zamanda olmamak arasında ne fark vardır? Hiç:
çünkü ikisi de hiçtir…
Güneş doğar ve biz ona sabah deriz, oysa zaman değişmemiştir, bölünmemiştir; sadece güneş
doğmuştur…
Zaman tümdür, bölünmezdir, yektir…
Ya mekan: tüm mekanlar bir şeye ait oluşun kesişim noktaları toplamıdır; içinde bulunduğum
oda sadece bana ait bir oluşla ortaya çıkan mekan kesişimi değil midir?
Öyleyse bir mekan sadece bir şey açısından var kabul edilebilir… Mekan diye bir şey var ise; mekanın
mekanı neresidir…
Olanın olmaktan başka bir seçeneği yok: olmak gerçekte tüm oluşların aslı olarak olmuştur
bir kez. Mekanın şeye ait oluşu gibi olmak’ın da şeye ait olduğu buradan çıkıyor…
O halde olmak nasıl olabilir?
Her şey dört tarafı yoklukla çevrilmiş varoluş adası: şey-olmak-zaman-mekan…
Hiçbiri yok ama varoluş var…
Ve her varoluş tamamen yoklukla çerçevelenmiştir; onu var eden de gerçekte bu yokluktur: yoksa varlığın
kendisi de yoktur…
Bu ise yoklukla hiçliğin ayrıştığı yer; yokluk varlık ile mümkündür ve sadece varlığı
ortaya koyan ilke ile daimdir, oysa hiçlik varlığı da reddedip sadece kendisi yani hiç olandır…
(olandır ifadesi sözün gereği yoksa olan bir hiçlikten de söz edilemez…)
Bu yüzden başka hayatlar var dilimin ucunda: olduğum, olmadığım, aktığım, donduğum
hayatlar…
Her yaprak ağacın yeşilini aldığı gibi verir ve ben her hayatta başka bir yaprak oldum
başka bir yeşillikte başka hayatlarda…
… zaman da benim, mekan da ve eşya da…
Ben olanım ve olmayanım…
es'semavi...
|