Make your own free website on Tripod.com

mor'a dogru

kavramlar: bildiriyi anlamak

Home
inisiyatik bilgi
bilgi ve vizyon
metafizik
fi'l ilahiyyat: metafizik
kendini bil
hakikat nedir
bilgelik
bireysellik
PERSPEKTiF-METiNLER
tradisyon:1.gelenek üstüne
tradisyon:2.gelenegi anlamak
tradisyon:3.gelenege karsi adet
hermetizm
hermescilik hakkinda
dini SINIRLARI asmak
MODERNiZM
modern bilim ve insanin düsüsü
modernizm ve islam
cagin ruhu
cagdas dunyada kutsal
KOZMiK UYUM UYGULAMALARI
nefisini bilen rabbini bilir...
rüya ve gerçek
kozmik uyum:1.mistisizm
iman ve ibadet
yoga
halidi hikmet
SiSTEMiN SESLENiSi
tanridan Allah'a...
hakikat yolculari
1:mevlana
2:muhyiddin ibn arabi
iSARETLER
isaretler:sayilar alemi
1:ebced hesabi
ezoterik ögretiler
1:ezoterizmi anlamak
guncel:1
KADiM DOGU
1:budizmin dogasi ve ogretileri
kadim dogu:2 hint tradisyonu
1:taoizm
2:yoga
bhagavat-gita
kadim dogu:3 islam tasavvufu
tasavvuf nedir?
tasavvufta varolus mertebeleri...
2:tasavvufi kavramlar a: irsad-mürsid

wr925680.jpg

VARLIK ve VAROLUŞ

Kaosun yasa ile kozmosa dönüşümü çeşitli tasvirlerde karanlığın ışık ile aydınlanması olarak sembolize edilmiştir. Bunun farklı kutsal veya ezoterik metinlerde örnekleri çoktur. Örneğin Tevrat’ta Allah’ın “ışık olsun” buyruğuyla başlayan Yaradılış Bölümü ve Kur’an’da ki Nur Suresi bu tasvirler arasında en tanıdık olanlar olmakla beraber ışığın tekrar çekilmesi olan kozmik büzülme-yasanın unutuluşu da demir çağa/kali-yugaya/ahir zamana işaret eder bir semboldür.

Bu mecazi ifadelerin tamamında tüm yaşamın bir perde olduğu açıktır: hakikatin önünde hakikatin gölgesini barındıran bir perde. Bu perdeyi biz varoluş olarak betimlemekteyiz. Yani Varlığın (perdenin gerisindeki hakikatin) oluş biçimi. Bu nedenle Varlığın kendisini varoluş olarak algılamak sapkınlıktır. Çünkü olmak, sadece yaratılanların bir özelliğidir. Bu özelliği var-olanlara varlığın kendisi olan Allah “ol / kün” emriyle vermiştir. Varlığın Evvel (öncesiz-ilk) oluşu O’nu olmak halinden münezzeh kılar ki bu nedenle O’nun için “şey” lafzı dahi kullanılamaz.

Şu halde kısaca varlık-varoluş ayrımında anlatmak istediğimiz ortadadır: Varoluş, tek olan Varlığın oluş biçimlerinden ibaret kesret / çokluk alemidir. Yani varoluş, Varlığın özünden gelen her oluşun biçimidir.

Daha evvel başka yerlerde de işaret ettiğimiz gibi varlık sadece bir niteliktir; kesinlikle hiçbir oluşu, tezahürü, biçimi vs. yoktur. O sadece vardır: Ne bir sınır, ne bir kayıt, ne bir koşul, ne de bir ölçü. O, mutlak bir nitelik, mutlak bir öz olarak sadece vardır.

 

 

DEĞERLER

Değer kavramı varoluşun tüm görelilik halinin ölçüsüdür. Şöyle ki mutlak bir değer olamayacağı gibi değerin kendinden olan bir anlamı ve tutarlılığı da mümkün değildir. Çünkü ölçüde, koşul dediğimiz ön oluşum değerin yaratıcısı olarak daimi bir değişkenlik halindedir. Durmaksızın sınırsızca değişir ve her an başka bir şeye dönüşür. Bu değişim tüm varoluş formlarında olduğu gibi aynı zamanda maddenin de koşuludur ki nitel ve nicel yönden ölçü onda da sınırsız bir farklılaşma halindedir.

Şu halde değer dediğimiz ölçünün  kendiliğinden bir manası olmadığı anlaşılmıştır. Mekan ve zaman ölçüleri içerisinde durmaksızın değişen bir kıyaslama metodudur değer.

 

 

ÇİFTLER HALİNDE KONUMLANIŞ

Her “şey” tek olan mutlaktan tecelli etmiş ve böylece varolmuştur. Ancak bu tecelli bir yansıma olarak sistem gereği düaliteyi yaratarak; gerçek, ışık ve gölge üçlüğüne de bölünmüştür. Bunun kadim Taoist gelenekteki ifadesi: “Bir ikiyi yarattı, iki üçü yarattı, üç de her şeyi yarattı” şeklinde ifade bulur.

Bu ilk yaratılan ikiliğin nedeni; varlığın kendi bilme süreci olan araştırmaya girişmesidir. Şöyle ki Varlık kendini bilmek istediği anda bilgi yaratılmış böyle BİLEN-BİLGİ ikiliği belirmiştir, sonrasında buna BİLİNEN de eklenerek üçlük oluşmuştur.

Bilen, varlığın kendisi olduğu için esas ikilik BİLGİ-BİLİNEN ikiliğidir.

Diğer tüm varoluşlarda bu başlangıca kıyasla aynı şekilde ikilikler halinde tecelli etmek suretiyle varolmuşlardır. Elbette bu durum üst-kozmik yapının (kozmosun ruhsal yapısının) bir ifadesidir. Kozmik ve fizik boyutta bu ÇİFTLER HALİNDE KONUMLANIŞ YASASI adı altında ifade bulur. Buna göre evrendeki her şey çifti ile mümkündür. Bu çiftlere karşıt denilir.  Karşıtların birliği her şeyi bir üst noktada bütünler.

Kur’an’daki “her şeyi çift yarattık” ayeti, Uzakdoğu’daki Yin-Yang karşıtlığı ve fizik alemdeki kutupsallık bu yasanın bazı bilinen örnekleridir.

 

REDDİYE

Reddiye insanoğlunun geliştirdiği en mükemmel düşünce biçimidir: bu bilinç yalnızca fani olma zorunluluğu taşıyan fenomenlerin baki olan tekliğe kurban edilme metodudur. gerçek diye sunulan ve hakikatin tekil yapısından sahte ile beraber tezahür edeni bir amaç değil araç olarak görmek ve onun verdiklerini ve aldıklarını yadsımaktır reddiye.

Buradan anlaşılması gereken şudur: Mutlak olan sonsuz tek haricinde bir hakikat yoktur. O halde bunun haricinde bize yanılsama olarak sunulan kırılganlıkları sahiplenmek ve onlara bağlanmak yapılacak en büyük hatadır. Çünkü yasa gereği hepsi fanidir, yok olucudur, daha doğrusu zaten yoktur, sadece yanılsamadan ibarettir. Şayet bu gerçeği görebiliyorsa kişi ona kalan eşyayı reddetmek böylece inkârdan kurtulmaktır.

Bu tekamül için geliştirilmiş en mükemmel düşünce biçimidir. Çünkü…

 

REDDEDEBİLDİKLERİN KADARIYLA VARSIN

Özünde bulunan varlık niteliği senin hakikate olan yakınlığındır. Ne kadar hakikiysen o kadar varsın. Varlığı bir çekirdek, varoluşu da kabuk olarak gören kişi özün çekirdekte olduğunu idrak edip ona göre kabuğundan sıyrıldıkça varlığını ortaya koyabilir.

 

TEKAMÜL

Gerçeğe dönmek demektir. Tekamül, dönüşümden ibarettir. Ancak bu zaten zorunlu olan dönüşüm değil özgürce yaşanan bir dönüşümdür.

Sistemin yasalarını fark eden idrak, o yasaların gereğine göre eylemler yaratarak kaderini ortaya çıkarır. Bu dönüşüm düşünce ile başlar, eylemle sürer, alışkanlıkla güçlenir ve kaderle sonuçlanır.

 

SEMAYA YÜKSELİŞ

Sema bilincin mutlak zirvesidir. Yükseliş ise tekamülün hem kendisi hem neticesidir. Gerçeğin özgürleştirici gücünü özümseyen birim bu özgürlüğün sınırları çizme yetkisi olduğunu görüp buna göre kendi realitesini belirler.

Bu ise kemalat noktasına dek yükselişi verir.

Yalnız yükselişi yatay ve dikey doğrultularıyla anlamak şarttır. Eylemsiz bilgi sadece yatay bir gelişim sunar ki bu dikey konuma geçirilmedikçe tekamül sınırlı olarak mümkünse de kemalat mümkün değildir.

Bu yükseliş kişi arzi halden semavi hale dönüştürür.

 

KOZMİK DÖNGÜ

Her şey bir başka şeyin etrafında dönerek varolur. Bu en küçük kuarksal döngüden galaktik döngüye ve ötelerine dek devam eden bir yasadır. Çünkü dönmek hamd etmektir. Bu hamd şekli değil öz’den kaynaklı bilinçli yahut bilinçsiz bir hamd’tır. Bu dönüşün manası her boyutta şeylerin gelişim ve tekamül süreci içerisinde bulundukları müddetçe varolmalarıdır. Çünkü hamd O’na mahsustur; bu nedenle öze aittir.

Örneğin dünya gezegeninin 26.000 senede tamamladığı Zodyak kuşağı bu hamdin nasıl mükemmel olduğunu her birimdeki farklı niteliklerin ortaya çıkarılışı ile göstermektedir.

 

BİREYSELLİK

Birey, herhangi bir birimdir. Varoluş nedeni sistem içerisinde olması zorunlu hali ortaya koymaktır. Onun ötesinde ne bir sorumluluğu ne de özgürlüğü vardır.

Bireysellik bu bilinç ile yalnız kendinden sorumlu olma ahlakını yaşama uğraşısıdır.

İçinde bulunduğumuz son çağ bunun gerekliliklerini tamamıyla doğurmuştur. Yeni bir uyarıcıya bu nedenle ihtiyaç yoktur. Çünkü kolektif bilinç tekamülünü tamamlamış tüm noksanlıklar giderilmiştir.