Make your own free website on Tripod.com

mor'a dogru

tradisyon:2.gelenegi anlamak

Home
inisiyatik bilgi
bilgi ve vizyon
metafizik
fi'l ilahiyyat: metafizik
kendini bil
hakikat nedir
bilgelik
bireysellik
PERSPEKTiF-METiNLER
tradisyon:1.gelenek üstüne
tradisyon:2.gelenegi anlamak
tradisyon:3.gelenege karsi adet
hermetizm
hermescilik hakkinda
dini SINIRLARI asmak
MODERNiZM
modern bilim ve insanin düsüsü
modernizm ve islam
cagin ruhu
cagdas dunyada kutsal
KOZMiK UYUM UYGULAMALARI
nefisini bilen rabbini bilir...
rüya ve gerçek
kozmik uyum:1.mistisizm
iman ve ibadet
yoga
halidi hikmet
SiSTEMiN SESLENiSi
tanridan Allah'a...
hakikat yolculari
1:mevlana
2:muhyiddin ibn arabi
iSARETLER
isaretler:sayilar alemi
1:ebced hesabi
ezoterik ögretiler
1:ezoterizmi anlamak
guncel:1
KADiM DOGU
1:budizmin dogasi ve ogretileri
kadim dogu:2 hint tradisyonu
1:taoizm
2:yoga
bhagavat-gita
kadim dogu:3 islam tasavvufu
tasavvuf nedir?
tasavvufta varolus mertebeleri...
2:tasavvufi kavramlar a: irsad-mürsid

chg60041.jpg

GELENEĞİ ANLAMAK

"Geleneğin (Tradition) ister "karanlık", ister "ilkçağ" ile olsun herhangi bir "çağ"ile hiçbir ilgisi yoktur. Gelenek değişmeyen ilk ilkelere (principles) dair doktrinleri temsil eder."
Ananda K. Coomaraswamy, Correspondence, 1946

.....beşer üstü belirli bazı unsurları içermeyen hiçbirşey hakiki manada geleneksel olamaz. Bu, kesinlikle geleneğin tam tanımını ve ona ait herşeyi içeren temel bir noktadır.
Rene Guenon, The Reign of Quantity

"Geleneksel" (traditional) ve "modern" terimleri eski ve yeni, sabit ve değişken, geçmişin haleli yolu ve geleceğin ilerlemeci yolu arasında bir ayırımı ileri sürmektedir. Bu karşı kutupluluk altında gerçekliğin metafizik yapısında kök salan, Cevherin (Substance) Mutlak bozulmazlığı ve Formun Sonsuz imkanınını yansır. Temeldeki bu kutupluluk Zorunluluk (Necessity) ve Özgürlük (Freedom) diyalektiğinde ifadesini bulur. Zorunluluk yayılan, yansıyan ve yeniden bütünleştiren düzenleyici ilkedir: var olan herşey külli hakikatin temelinde yer alır ve oradan zuhura çıkar, bu hakikatin aşkın/müteal (transcendental) Özü aynı anda hem onun Evveli hem de Ahiri, tüm objektivitenin ölçüsüdür. Özgürlük, kendisini sonsuz türde ve Form çeşitliliğinde ve kendisini kişiötesi subjektivitenin deruni potansiyelinde ifade eden bu yayılımın yaratıcı ilkesidir.

Her ne kadar gelenekçi yazarların yukarıda izah edilen metafiziksel yapıya işaret eden muayyen bir kullanımı olsa dahi Seyyid Hüseyin Nasr gibi gelenekçi yazarlarca kullanıldığı şekliyle "Gelenek" ve "Modernite" terimleri alışılageldiği anlamda "geleneksel" ve "modern" terimleri arasındaki farklılıktan doğmamıştır. Bu konuda zihin kargaşası ortaya çıkabilmektedir.

Nasr için "Modernite" "Aşkın (transcendental)olandan, gerçekte tüm mevcudatı idare eden ve insanoğluna en evrensel anlamında vahiy vasıtasıyla ifşa olunan değişmez ilkelerden kopuşu"dur. Oysa, modernitenin tersine "Gelenek" aşkın olanda kökleşen bu değişmez ilkelere, sophia perennis'e (ezeli hikmet) veya asli/ilk bilgeliğe (primordial wisdom) işaret eder. Bu tanıma göre Modernite, ne çağımız (contemporary) (geleceğe kilitlenmiş) ile ne de tarihin devamı ile (veya geçmişe kilitlenmiş) eş anlamlı olmak zorunda değildir. Bu manada Gelenek tarih-ötesidir (meta-historical): onun geçmişle tek ilgisi belirli bir dini geleneğin kendi asli kaynağına olan zincirinde/aktarımında mevcuttur ve bu da vahyin söz konusu geleneğe meşruluk kazandırması, temel kutsal metnin ve onun ibadete ilişkin ifade biçimlerinin belirli bir geleneğin koruyucu ortamı kanalıyla aktarılması demektir. Ancak belirli bir gelenek ile onun tarihi kaynakları arasındaki bu ilişki yalnızca ikincil düzeydedir. Şu veya bu gelenek ile şu veya bu Vahiy arasındaki ilişki tarihi aşar. "En evrensel anlamında" vahiy tarihi bir olay değildir: o, ebedi an ve onun sürekliliği üzerine temellenmiştir. Vahyin otantikliği kişinin onu tarihteki herhangi bir belirli noktaya kadar izlemesine indirgenemez, bu otantiklik Kalbin kutsal mekanında doğru olarak yankılanabilmesiyle korunmuştur ki bu kutsal mekanın tefrik edici melekesi us (rational) ötesi Entelektir(Intellect). Bilgi ruhsal Öz'ün tüm mahlukatı kaplayan ve varlığı temiz Kalplerde yankılanan böylesi bir titreşimidir. Bilgi yalnızca bir entelektüel doluluk değil daha ziyade varlığın kendisinde yer etme tarzıdır. O tamamen insan olmaktır.

Halk dilinde "geleneksel" ve "modern" terimleri değişime ilişkin iki farklı tavrı belirtmek için kullanılmaktadır. Bu tavırlardan ilki değişime karşı koymak ikincisi de onu kucaklamaktır. Ancak asli bilgelik anlamında "Gelenek" değişime mecburi bir karşı koyuş değildir. Şiva Nataraja'nın imajı hem sükunet (sabit olan veya varlık) hem de hareket (değişim veya oluş) fikirlerinin tecessümüdür. "Gelenek" bu iki unsurun kombinasyonudur. O hem statik Denge hem de dinamik Cazibe, hem aşkınlığın klasik realizmi hem de içkinliğin romantik idealizmidir. İnsanoğlu hem değişimin kölesi (zaman sürecine maruz varlık) hem de onun efendisi (onu ruhsal olarak aşan dengeli varlık)dır. Kurtuluş arayışı bir düzeyde huzur, değişimden özgürlük arayışıdır fakat başka bir düzeyde yaratıcılık ve tazelik, taşlaşmadan özgürlük arayışıdır. "Geleneksel" terimi aşırı katılığın ve biçimciliğin (formalism) küçültücü bir uzantısı olabilirken "modern" terimi ilkesizlik veya aşırı bireyciliği ifade edebilir. Bu manada hem geleneksel hem de modern, hakikatin yönetici ve yaratıcı ilkelerinin karşılıklı bağımlılığını kabul eden "Gelenek"e zıttır. Yaratıcılık ruhsal düzeydeki evrende yer alan hiyerarşiye uymayı keserse bağlılık şeytani olur ve özgürlüğü profanlaştırır. Uyum talepleri hakiki ruhsal ifadeyi boğduğunda da entelekt tiranik olur ve Zorunluluğu profanlaştırır. "Gelenek" Zorunluluğun (ifadeyi yaratan entelektüel tefrik, zorunlu bir idare edici ilkeye sahiptir) ve Özgürlüğün (idare edici ilkeye uyumda yaratıcı ifadenin aşkınlığı) birbirlerine sıkı sıkıya bağlı olduğunu ve entelektüel tefrik kabiliyetinin ahlaki uzantılarını kabul eder. İnsani ethos hakikatin kutsal yapısına ilişkin bir boyuttur.

Gelenekçilerce anlaşıldığı manada "Modernite", ahlaki "katılık" (hardness) ve entelektüel "donukluğa"(opacity) karşı bir eğilimi ima eder. Gerçeklik artık metafiziksel manada "aşkınlığa açılan şeffaflık" olarak idrak edilmediğinde insan nefsinde yankılanabilen herhangi bir ruhsal hakikatin idraki, şefkatli teslimiyet içindeki kalbin "gömüldüğü" herhangi birşey, nefsine düşkünlükle geçici hazlara düşkün, doyurulmamış iştahıyla hep bir sonraki iğvaya kapılan ve ruhun arzularına duyduğu köleliğin sadece kendisini ucuzca taklit ettiği hakiki ve sakin bir Özgürlük olmayacaktır.

Bu manada "Gelenek" ve "Modernite" birbirine karşıttır. Alışılageldiği gibi "modern" olana karşı olmayan gelenekçi yalnızca yukarıda tanımlandığı şekliyle "Geleneğin" karşıtı olan "Modernite"ye zıttır. Bir Gelenekçi giyimde, dilde, modern tavırlarda veya teknolojilerin kullanımında "modern" olabilir ve yine de aşkınlığı veya kutsallık algısını red anlamında "Modernite"ye zorunlu olarak karşıt olacaktır. Aynı şekilde "geleneksel" olarak görünen herşey "Gelenek" ile uyuşmayacaktır. Örneğin fundamentalizm geleneksel kılıkta olsa ve geleneksel dili kullansa da fundamentalizmin ruhu harfe/biçime indirgeyişinden, onun aşırı biçimciliğinden ve dışlayıcılığından uzakta duran "Geleneğin" tamamen karşı tezidir. "Onları meyvelerinden tanıyacaksın", görünüşlerinden değil.

Kelimeler ve sıfatlar nihayetinde hakikati soyutlaştırarak onu gizlerler. En iyi durumda bile onlar, hepimizin derununda yatan manayı uyandıran semboller olarak işlev görürler. "Gelenek" ve "Modernite" eninde sonunda bizim yönlerimizdir. ""Duo sunt in homini" gelenekçi söylemde ve her bir insan ruhunda yankılanan bu öğretiyi aktarmıştır St. Aquinas. Sonunda her nefste daha yüce bir iyi için yenilmesi gereken bir unsur bulunmaktadır. "Gelenek", bu tamamen insani potansiyelimizi uyandırmaya, deruni gözle zahiri dünyayı idrak etmeye, iradeyi entelekte uydurmaya ve böylece Prometeusçu eğilimleri yok etmeye, Ebedi Yaşama ulaşmak için yaşamlarımızda Hakikat, İyilik ve Güzellik ile bütünleşmeye bizleri davet etmektedir.

M.Ali Lakhani

Çeviri isim bildirmek istemeyen bir hikmet talibine aittir.

M.Ali Lakhani "Sacred Web" adlı perennialist yayın organının editörüdür. www.sacredweb.com